Bu Blogda Ara

16 Mayıs 2016 Pazartesi

Yanıbaşımızdaki Uzak Komşumuz: İran (Beşinci ve son bölüm)


Geldik gezi yazısının son bölümüne.

Bir önceki bölümde nerede kalmıştık? Bizi evlerinde konuk eden, Zehra Hanım ile Behnam Bey bizi evlerinden uğurladılar. Taksiye valizimizi koyup, Gül ile arka koltuğa oturmaya hazırlanırken, taksi şoförü ısrarla benim ön koltuğa oturmamı istedi.

Sonradan anlaşıldı neden öne oturmamı istediği. Şoför yol boyunca kırık Türkçesi ve İngilizcesi ile İran ve Türkiye hakkında aklına ne gelirse konuştu. 5-6 yıl önce Antalya Lara'daki Kervansaray Otel'e tatile gelmiş. Otelde içtiği kırmızı şarabı öve öve bitiremedi.

3-5 kelime konuşup konu bitince 30-40 saniye sessiz kalıyor. Ardından yeni bir konu açmak istediğinde;

Misteeeeeerrrdiyerek giriyor konuya. Hemen tüm İranlılar gibi o da Türkiye aşığı. Müthiş bir İstanbul ve Antalya sevgisi var.

Son olarak Ermeni meselesine getirdi sözü ve 1915'te Türkler'in 1 milyon Ermeni'yi öldürdüğünü iddia ederek, elini bıçak gibi kullanıp boğazına götürdü ve kıııhhhhh diye bir ses çıkardı.

Yok artık!

Milliyetçilik damarıma bastı. Hayır dedim ve bu iddiaların tamamının yalan olduğunu söyledim. Çünkü birbirimizin dilini doğru dürüst konuşamıyoruz. Her ikimizin İngilizcesi de başlangıç düzeyinde. Bu dille neyi konuşup, anlaşacağız?

Ne söylediyse bir kaç kelime ya da kısa cümleyle reddettim. Sinirlendiğimi fark etmiş olacak ki, daha fazla sürdürmedi.

Evet. dolu dolu 8 hatta 9'uncu güne sarkan İran gezimiz göz açıp kapayıncaya dek bitti. Türkiye'ye dönmek için İmam Humeyni Havalimanı'ndayız. İlginçtir gece yarısından sabaha kadar olan sürede Tahran'dan İstanbul'a 5-6 uçak seferi var. Pegasus. THY, Atlas Jet ve diğerleri.

Güvenlik araması kuyruğunda çok sayıda Türk vardı. Bir kaçıyla sohbet ettik. Hemen hepsi ticaret için İran'a gelmişler. Biri makyaj temizleme pamuğu satıyor, diğeri apartmanlara su basan hidrofor, bir diğeri başka bir şey.

İran'la ticaret yapmanın zor mu kolay mı olduğunu sordum. Hemen hepsi, İranlılarla ye iç ama ticaret yapma havasında bir şeyler söylediler. İranlılar'ın ticarette çok pazarlıkçı olduğunu, maliyetini bildiği ürünü, maliyetinin çok altında almak istemelerini, ödemeler konusunda sıkıntı yarattıklarını, çok yalan söylediklerini anlattılar. Oysa ticaret dışında İranlılar ne kadar konuksever, cömert ve iyi insanlar. Demek ki, ticaret insanı değiştiriyor.

Bizi İstanbul'a götürecek uçağa binmeden size İran ile ilgili bir kaç not daha vereyim.

Biliyorsunuz, İran'da toplumsal hayattaki büyük değişim 1 Şubat 1979'daki İran İslam Devrimi ile başladı. Siyasetle birlikte İran'da giyim-kuşamdan alışkanlıklara kadar günlük hayatta bir ok şey değişmiş.

Arşivleri karıştırdığımızda bu değişimin büyüklüğü karşısında şaşırmamak elde değil.

Mesela gilyim-kuşam ve moda.

İşte 1979 öncesi İran'daki bazı moda ve magazin dergilerinden fotoğraflar:

 











Devrimden sonra da böyle... Ya da çarşaf... Aşağıdaki fotoğrafa dikkat ettiniz mi? İranlı kadınlar makyaj malzemelerine ne kadar da düşkün.



Çarşaf giymeyi tercih eden İranlı kadın.



Ofiste kadın çalışanlar




1979 öncesi İran'da üniversite öğrencileri.


Günümüzde İran'da kız öğrenciler.


1979 öncesi İran'da bir kadın basketbol takımı



1979 öncesi başarılı bir yüzücü bir derginin kapağında.


1979 öncesi İran kadın yüzme takımı


Günümüzde İran kadın futbol takımı antrenman yapıyor.


1979 öncesi İran'da Persia Havayolları'nın kabin ekibi...


Günümüzde uçuş ekibi, pilotlar ve kabin ekibi



1979'lerde İran'ın ünlü şarkıcılarından Azeri asıllı İranlı şarkıcı
Faike Ateş ya da çok bilinen adıyla Googoosh (Guguş)



Günümüzde İran'da klasik müzik orkestrası


Hep şehirli kadınları örnek verdik. Bu da kırsal kesimdeki bir kadın



Bir moda dergisinden şehirli kadınlar...


BENİM KAÇAMAK ÖZGÜRLÜĞÜM

Evet... İran'da 1979 öncesi ve sonrasını karşılaştırırken, nedense siyasal, toplumsal meselelerden en çok giyim-kuşam farklarından örnekler veriliyor. Özellikle de kadın giyimindeki değişime işaret ediliyor.

Elbette, şeriat devletinde rejimden en fazla etkilenenler kadınlar olduğu için bunu anlayışla karşılamak gerekiyor.

Bugünlerde İran'daki başörtüsü zorunluluğuna karşı bir toplumsal hareket başladı. Daha çok sosyal medyada örgütlenen kadınlar İran'da bazı mekanlarda başörtülerini açarak fotoğraf çektiriyor ve bunu sosyal medyada yayınlayarak başörtüsü yasağına karşı tavırlarını ortaya koyuyorlar.

MASİH ALİNEJAD İSİMLİ KADIN


Bu konuda 
www.diken.com.tr'de yayınlanan haber şöyle:

İran’da kadınların başörtüsü olmadan kamusal alana çıkması yasak ve bu kural yabancılar için de geçerli. Ahlak polisi ve ihbarcılar sokaklarda başı açık kadın kontrolleri yürütüyor. Başlarını ve vücutlarını uygun şekilde kapatmayan kadınlar para cezasına çarptırılıyor, hatta tutuklanabiliyor.

Ancak binlerce İranlı kadın bu cezaları göz alarak kamusal alanda başörtüsünü çıkarıyor ve çektikleri fotoğrafları baskıya karşı yürütülen online bir kampanya kapsamında internette paylaşıyor.

The Independent’ta yer alan habere göre, ‘Benim Kaçamak Özgürlüğüm’ adlı kampanyanın kurucusu Masih Alinejad, dayanışma için Batılı turistleri de kampanyaya dahil olmaya çağırdı.

İran’ı 2009’da terk eden Alinejad, New York’ta gazetecilik yapıyor ve Müslüman olmayanların da zorunlu giyim kodlarına karşı mücadeleye destek vermesi gerektiğini söyledi: “İslam Devleti Müslüman olmayanların bile hicap giymesini zorunlu tutuyor. Bu bütün kadınları etkilerken, tüm kadınlar seslerini birlikte yükseltmeli.”

Alinejad Air France havayollarının kabin görevlilerinden İran’da giyim kurallarına uymasını istemesine karşı verilen tepkiden feyz aldığını söyledi.

İRAN'A SEYAHAT HİÇ OLMADIĞI KADAR REVAÇTA

Geçtiğimiz yıl ABD ile varılan nükleer uzlaşmadan sonra İran’a Batılı turistlerin ilgisi artış göstermeye başladı. Britanya ve ABD başta olmak üzere birçok ülke İran’ı güvenli seyahat destinasyonu ilan etti.

“Onlarca yıllık izolasyondan sonra, İran ziyaret etmek için havalı bir yer haline geldi. İran güzel bir ülke, ama kendimizi kandırmayalım, kadınlar için bir cennet değil”
 diyen Alinejad, ülkeyi ziyaret eden Batılı kadınlardan hicaba girmeye zorlandıkları için kendilerini huzursuz hissettiklerine dair birçok e-mail ldığını anlattı.

Ülkeyi ziyaret eden birçok kadın şimdiden Alinejad’ın çağrısına yanıt vererek, #SeeYouInIranWithoutHijab (İran’da hicapsız görüşmek üzere) etiketiyle başörtülerini çıkardıkları fotoğrafları paylaşmaya başladı. Paylaşılan tüm fotoğraflar kampanyanın son iki yılda 1 milyona yakın takipçi kazanan Facebook sayfasında yayınlanıyor.

Alinejad aynı zamanda kampanyaya katılan yabancı kadınların cezalandırılma riskinin, İranlı kadınlarınkinden daha az olduğunu da ekledi.

İranlı yetkililer ise Alinejad’ı ‘kafir, fahişe ve CIA ajanı’ olmakla itham ediyor.

İşte kampanyaya katılıp başörtülerini çıkartarak çektirilen ve sosyal medyada paylaşılan fotoğraflardan bazıları:


















İran'da polis kimi zaman yol kontrolü yaparak, otomobildeki kadınların da kıyafetlerini kontrol ediyor.


Aşağıda da eşim Gül'ün, İran'ın sembol anıtı, Tahran'daki Azadi Meydanı önünde başörtüsünü
çıkartıp çektirdiği bu fotoğraf.





İRAN'IN ZENGİN ÇOCUKLARI YA DA JET SOSYETENİN ZÜPPELERİ

İran'da elbette zengini de var, fakiri de, orta hallisi de... Mesela Tahran'da bindiğimiz bir taksici ayda ortalama 1300-1500 Tümen kazandığını., 450-500 Tümen kira verdiğini, kalan parayla kıt kanaat geçindiğini anlattı. Kendisinden daha az parayla geçinmek zorunda olanlardan da bahsetti.

Fakat bir yanda da Tahran'ın özellikle kuzelyindeki lüks semtlerde oturan zengiler var. Hele ki bu zenginlerin çocukları öyle bir yaşam sürüyorlar ki, görgüsüzlük diz boyu.

Bir ara İnstagram'da #richkidsoftehran isimli bir hesap açıldı ve Tahran'ın zengin çocukları, Bugatti otomobillerde, ev partilerinde çektirdikleri, kadırların başı açık, hatkta bikinili, abartıya varan oranda lüks ve şatafatlarını sergiledikleri fotoğrafları paylaştılar.

Hesap kısa sürede büyük ilgi gördü. Ama İran hükümeti bu durumdan rahatsız oldu ve hesabı kapattı. Ancak kapanan hesabın yerine yenileri açıldı.

Hesabı oluşturan bir genç, lüks içindeki yaşamlarını gösteren fotoğrafları yayınlama amaçlarını ise şöyle savunmuştu:
"Biz İran’ın güzel yanlarını ortaya koymaya çalışıyorduk. Ne zaman uluslararası medyada İran’la ilgili olarak bir haber çıksa sürekli ülke kötü gösteriliyor. Biz bu imajı değiştirmek istedik." 












Tahran'ın kuzeyindeki zengin mahallesinde bir ev ve otomobil.



Marka takıntısı ve gösteriş...


İranlmı jet sosyeteye mensup genç kızların selfie merakı.

Ev partilerinde kıyafetler...


Mercedes marka otomobiline binen görgüsüz züppe pahalı saatini de gösteriyor.


Bir zengin evi. Havuzu da var.


Ev partilerinde alkol su gibi akıyor.


Yine bir ev partisinde havuza giren İranlı gençler.



Zenginliğin gözü kör olsun.

İranlı genç kızlar havuz partisinde.


Zengin hanımlar bir cafede buluşmuş.


Muhtemelen kontak anahtarı bırakmacasına yapılan bir yarışa katılan
baba parasıyla şımarmış İranlı gençler


Bir davet. Muhtemelen koyu renk kıyafet zorunluluğu var.


Bir ev partisine katılan genç kız.



Ev partilerinde kıyafetler özgür.




Ev partisinde samimi iki kız arkadaş.